• Günlerden bir gün Ay Kağan bir erkek çocuk doğurur. Doğan çocuğa Oğuz adı verilir. Bu çocuk çok kısa bir sürede büyür, yiğit olur. O çağda, halka zarar veren bir canavar vardı. Oğuz bu canavarı avlamak istedi. Günlerden bir gün kargı, yay, ok, kılıç ve kalkanla ava gitti. Ormanda bir geyik ele geçirdi, onu söğüt dalı ile bir ağaca bağladı ve oradan uzaklaştı. Tan ağarırken gelip gördü ki canavar geyiği yemiş. Sonra Oğuz Kağan bir ayı tuttu, onu altın kuşağı ile ağaca bağladı gitti. Tan ağarırken geldiği zaman canavarın ayıyı da yiyip gittiğini anladı. Bu kez o ağacın dibinde kendisi durdu. Canavar geldi ve başı ile Oğuz’un kalkanına vurdu. Oğuz kargı ile canavarı öldürdü. Kılıcı ile başını kesti, alıp gitti. Yine günlerden bir gün Oğuz Kağan bir yerde Tanrı’ya yalvarmakta idi. Karanlık bastı gökten bir ışık indi. Güneşten ve aydan daha parlaktı. Oğuz Kağan oraya yürüdü ve gördü ki o ışığın içinde yalnız oturan bir kız vardı. Oğuz Kağan onu görünce aklı gitti; sevdi ve aldı. Günlerden ve gecelerden sonra kız, üç erkek çocuk doğurdu. Birincisine Gün, ikincisine Ay, üçüncüsüne Yıldız adını koydular. Yine bir gün Oğuz Kağan ava gitti. Göl ortasında ağacın kabuğunda yalnız başına oturan çok güzel bir kız gördü. Oğuz Kağan onu görünce aklı başından gitti; sevdi ve aldı. Günlerden ve gecelerden sonra kız, üç erkek çocuk doğurdu. Birincisine Gök, ikincisine Dağ, üçüncüsüne Deniz adını koydular. Bundan sonra Oğuz Kağan büyük bir şölen verdi. Oğuz Kağan kırk masa ve kırk sıra yaptırdı. Türlü yemekler, türlü şaraplar, tatlılar ve kımızlar yediler, içtiler. Ondan sonra Oğuz Kağan dört yana buyruklar yolladı, bildiriler yazdı ve elçilere verip gönderdi. Bu bildirilerde şöyle yazılıydı: ”Ben Uygurların kağanıyım ve yeryüzünün dört köşesinin kağanı olsam gerektir. Sizden itaat dilerim”. Oğuz Kağan dünyanın dört bir tarafına ordularıyla gider, karşılaştığı yerlerdeki Türk boylarına isimler verir ve birçok ülkeyi pek çok çarpışmadan sonra ve kendi yurduna katar. Oğuz Kağan ihtiyarlayınca yurdunu “Boz Oklar” ve “Üç Oklar” diye anılan oğulları arasında paylaştırdı.
TXT s. 279–300Oğuz Kağan Destanı MÖ 209-174 tarihlerinde hükümdarlık yapmış olan Hun hükümdarı Mete’nin hayatı etrafında gelişen olaylar anlatılır. Ebul Gazi Bahadır Han’ın Secere-i Terakime’sinde Hun-Oğuz destanıyla (Mete Destanı) ilgili bölümler bulunmaktadır. Oğuz Kağan Destanı’nın Uygur harfleriyle yazılı olan özgün nüshası Paris Kütüphanesi’ndedir.
TXT s. 303–308• En çok varyantı bulunan destandır.
TXT s. 309• Motif bakımından en zengin destandır.
TXT s. 310• Oguz Kağan’ın bilge veziri Ulug Bey’dir.
TXT s. 311Oğuz Kağan Destanı Hakkında Bilgi Veren Eserler
TXT s. 315• Reşideddin Oğuznamesi Camiü’t-Tevarih)
TXT s. 317• Ebu’l-Gazi Bahadır Han Oğuznameleri ( Secere-i Terakkime)
TXT s. 318• Cüveynî’nin Tarih-i Cihan Güşa
TXT s. 319• Yazıcıoğlu Ali Oğuznamesi ( Tarih-i al-i Selçuk)
TXT s. 320• Uzunköprü Oğuznamesi
TXT s. 321• Kazan Oğuznamesi
TXT s. 322