• SEYRANİ ( 19.yy )
TXT s. 2905• Kayseri’nin Develi ilçesinde doğan Seyrani, Sultan Abdülmecit döneminde İstanbul’a gelmiş; ancak devrin büyüklerini hicvettiği için kovulmuş, memleketine dönmek zorunda kalmıştır.
TXT s. 2906–2907• Yergi (taşlama) ve mizah şiirimize başarılı örnekler katan şair, dönemindeki aksaklıkları ele almış, değersiz yöneticileri, ham sofuları kıyasıya eleştirmiş, yerden yere vurmuştur.
TXT s. 2908• 1830’lu yıllarda İstanbul’dayken padişaha varıncaya dek devrin büyüklerini hicvettiğinden memleketine dönmek zorunda kalmış, sonraki yıllarda da pervasız, deli dolu tutumundan dolayı “Deli Seyrani" adıyla anılır olmuştur.
TXT s. 2909–2910• Aruzla yazmakla beraber asıl kişiliği hece ile yazdığı koşma, nefes, destan, semai, devriye tarzındaki şiirlerde görülür.
TXT s. 2911–2912• Şiirleri "Senihat-ıSeyrani" adlı kitapta Ahmet Haşim tarafından toplanmıştır.
TXT s. 2913• Asıl adı Mehmet olan şair, on beş yaşlarındadır. Fakir bir mahalle imamı olan babası tarafından, camiyi açması ve kandilleri yakması için camiye gönderilmiştir. Camiye girdiğinde kandillerin yanmış olduğunu ve loş ışıkta saf bağlamış yeşil kavuklu, ak sakallı dervişleri görünce korkudan bayılır. Günlerce ortalıkta görülmez. Sonra baygın halde bağda bulunur. Bu olaydan sonra adı Seyrani olur.
TXT s. 2914–2917• Badeli bir aşıktır
TXT s. 2918