MASAL
TXT s. 1010• Masallar tamamiyle hayal gücü ürünüdür. Gerçekle organik bir bağ söz konusu değildir.
TXT s. 1011• Merak duygusunu en fazla uyandıran türdür.
TXT s. 1012• Masal anası, masalcı, masal ninesi adı verilen kişiler tarafından anlatılır.
TXT s. 1013• Türk masallarında kötü tipe “köse” adı verilir.
TXT s. 1014• Mensur bir yapıya sahiptir. Nazım-nesir (şiir-düz yazı) karışık olan masal örnekleri de vardır.
TXT s. 1015• Sunduğu evreni inandırıcı kılma gibi bir kaygı söz konusu değildir.
TXT s. 1016• Dini ve milli motifler yer almaz.
TXT s. 1017• Masallar, meydana geldiklerinde bir kişinin malıyken, yaygınlaştıkça, yöreden yöreye, ülkeden ülkeye geçtikçe halkın malı olur. Masal, anonim bir türdür.
TXT s. 1018–1019• Masallarda genellikle iyilik – kötülük, doğruluk – haksızlık, adalet – zulüm, alçakgönüllülük – kibir… gibi zıt durumların temsilcisi olan kişilerin mücadelelerinden veya insanların ulaşılması güç hayallerinden söz edilir.
TXT s. 1020–1021• Masallarda yer ve zaman kavramları belirsizdir. Mekan adı olarak genellikle “Hint, Yemen, Kaf Dağı, Çin, Maçin” kullanılır.
TXT s. 1022–1023• Anlatımda genellikle geniş zaman veya öğrenilen geçmiş zaman kipi (-mişli geçmiş) kullanılır.
TXT s. 1024• Anlatım kısa ve yoğundur.
TXT s. 1025• Masal kişileri her tabakadan seçilebilir. Masallarda cinler, periler, devler de rol alır.
TXT s. 1026• Türk masalları ile ilgili derleme yapan ilk kişi Ziya Gökalp’tir.
TXT s. 1027• . Türk masalları ile ilgili ilk önemli bilimsel çalışmalar ise lgnacz Kunos’a aittir.
TXT s. 1028• Masalların Yapısı
TXT s. 1031• Döşeme Bölümü: Masalın başlangıç bölümüdür. Bu bölüm giriş tekerlemesi ile başlar. Bu bölümde kısa veya uzun bir tekerleme ile dinleyici veya okurlar masalın olağanüstü dünyasına hazırlanır
TXT s. 1032–1034• Olay Bölümü: Kendi içinde serim, düğüm, çözüm bölümlerine ayrılır. Asıl olayın anlatıldığı bölümdür.
TXT s. 1035–1036• Dilek Bölümü: Masalın olumlu bir sonuca bağlandığı bölümdür. Bu bölüm genellikle bitiş tekerlemesiyle son bulur. Bu bölümde hem masal kişilerine hem de dinleyicilere yönelik iyi dilekler sunulur.
TXT s. 1037–1039